24 gazeteci tutuklu, devrimci basına saldırılar durulmuyor

TUTUKLU GAZETECİ VE YAZAR EMİN ORHAN’IN BASINA VE KAMUOYUNA MEKTUBUDUR
Çok sayıda gazeteci ve yazar gibi 21 Eylül’de gözaltına alınıp Tutuklanan Dayanışma gazetesi Editörü ve Atılım gazetesi yazarı Emin Orhan’ın Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu aracılığıyla basına ve kamuoyuna hitaben yazdığı 17. 10. 2006 tarihli mektubu bilginize sunuyoruz...
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
22 Ekim 2006
Öncelikle kucak dolusu merhaba, Tutuklanmamız henüz bir ayını doldurmadı.
Tutuklanmamızın hiçbir hukuki dayanağı olmadığı gerçeğinin altını çizmek istiyorum. Bir gazeteci olarak asılsız suçlamalarla yüzyüze kaldım. Her muhalif basın çalışanı, gazeteci gibi kimilerinin işine gelmediği zaman tutuklatma yolunu seçtiği bilinen bir gerçektir. Aynı şey yıllardır çok sayıda düzen muhalifi gazeteci ve yazarın başına geldi. Polisin uydurma, düzmece belgelerine dayanarak tutuklandım.
Açıkcası bir komplo ile yüzyüze kaldım/ kaldık. Polisin hazırladığı ve sorgu hakimliğinde açığa çıkan komplonun temelsiz olduğunu özellikle belirtmek isterim. Bir kere mahkeme salonunda bütün çıplaklığı ile komplo olduğu açığa çıktı. Eğer az çok hukuk bilgisi olan biri (hatta olmayan biri de) sorgu hakimliği sürecini izlemiş olsaydı haksız, mesnetsiz bir tutuklama ile karşı karşıya olduğumuzu görebilirdi. Ben Dayanışma gazetesinde çalışıyorum.
Aynı zamanda Atılım gazetesine de yazılar yazıyordum. Hem Dayanışma gazetesinde çalışan hem de Atılım gazetesi yazarı olarak asıl tutuklanma nedenimizin düşüncelerimizden dolayı olduğunu belirtmeliyim. Muhalif gazeteci olmak neredeyse suç kapsamına sokuluyor.
Tekrar komplo meselesine dönersek... Polis, benim Dayanışma gazetesinde çalıştığımı bildiği halde BEKSAV’ı (Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı) Hacı Orman’la birlikte yönetmekle suçluyor. Herkes de biliyor ki, BEKSAV, devlet denetiminde, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izniyle açılmış bir vakıftır. Resmi yöneticileri vardır. Her vakıf gibi
BEKSAV’ın da yöneticileri, üyeleri tarafından seçilir. Kaldı ki, BEKSAV gibi bir yasal kurumda yönetici değilim, olsam bile suç teşkil etmez. Diğer bir suçlama da “örgüt üyesi olduğum” şeklindedir. Bir örgüte üye değilim ve olmadım da.
Ama her nedense “örgüt üyeliği” fikri hakimin kafasına yatmış. Bu da polisin hazırladığı komplonun ikinci ayağını oluşturuyor. Ortada delil yok. “Delil”i polis kendisi hazırlayıp savcının önüne koymuş. Düşüncelerimize karşı çaresiz kalanlar “örgüt üyeliği” komplosunun ardına sığınacak kadar acizleşmiş bulunuyorlar.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun, basın meslek kuruluşlarının, kitle örgütlerinin, ilerici kamuoyunun, aydın ve yazarların, gazetecilerin başta şahsım olmak üzere bütün tutuklu gazetecilerin karşılaştıkları haksızlıkları, adaletsizlikleri ve komployu teşhir etmesini bekliyorum.
17 Ekim 2006 tarihli Cumhuriyet gazetesinin eki Cumhuriyet dergide yayımlanan Alper Turgut’un haberini okudum. Tutuklu gazeteciler ve yazarlar gerçeğine dikkat çekmiş. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun görüşlerine de yer vermiş. Tabi ki basın emekçilerinin, basının bu soruna daha fazla yer vermesi gerekiyor.
2 Ekim’de Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevine nakledildim. Buraya girişte epey zorluk ve sıkıntılarla karşılaştık. Buraya 8 kişi getirildik. Özgür Radyo Haber Müdürü Halil Dinç de aralarında bulunuyor. Girişte insafsız ve vicdansızca saldırılara maruz kaldık. Tamamen asılsız suçlamalarla 30 gün görüş, 45 gün mektup ve faks yasağı cezası verildi. Öyle sanıyorum yakın bir zamanda uygulamaya sokulur. Yine burada ağır tecrit koşullarında kaldığımızı belirtmek istiyorum. Tek kişilik hücrede kalıyorum. Son günlerde slogan attığımız gerekçesiyle ikinci bir mektup yasağı cezası vermek için bizden savunma istendi. Tek kişilik hücrede kaldığımız yetmezmiş gibi haksız ve hukuksuz bir biçimde havalandırma hakkımız da gasp ediliyor. Nerdeyse tüm zamanımızı tek başımıza hücremizde geçiriyoruz. Hem mektup ve görüş yasağı ile hem de havalandırma kapımızı kilitleyerek tecrit koşullarımız ağırlaştırılıyor. Siyasi düşüncelerimiz ve mesleki kimliğimiz hiçe sayılıyor.
Burada hiç kitap olmaması, getirilen kitaplarımızın verilmemesi de ayrı bir sorun. Günlük gazeteleri alabiliyoruz. Ancak Atılım gazetesinin sadece bir sayısını alabildim.
Mektubumu burada sonlandırırken, uğradığımız haksızlık ve adaletsizliklere, komplolara karşı yürütülen özgürlük mücadelesine desteğinizin artarak süreceğine inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Hasret, umut ve dirençle selamlıyorum.
Emin Orhan, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
22 Ekim 2006
İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
e-posta: tutuklugazeteciler@mynet.com

<< Home