" Komünist Bakış: Asıl "Terörist"

Çarşamba, Haziran 28, 2006

Asıl "Terörist"

Türkiye Barolar Birliği'nin bir raporuyla ilgili aşağıdaki haber her bakımdan ilginç. Öncelikle asıl terörist olarak burjuvazinin ortaya konması bakımından ilginç ve bir doğruya işaret ediyor. Ancak aynı zamanda "Ülkenin maruz kaldığı tehditlerin şiddetine uygun olarak kontr-terör veya anti-terör dozajı güçlü değişimler planlanmalı. Hiçbir ülke terorizmle mücadele ederken, demokrasi ile temel hak ve özgürlükler kulvarında şampiyonluğa koşamaz, çok fazla tehdide muhatap bir ülkenin asla böyle bir lüksü olamaz." gibi hukukçular tarafından hazırlanmış bir raporda hukukun fiilen ortadan kaldırılmasını isteyen ve yeni "terörle mücadele yasası"nın ruhuna uygun kontr-terör uygulamaları talep eden cümlelerin yer alması da ilginç. Hiç şüphesiz bunlar şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da dişlerine kadar silahlı terörist "burjuvaziye" değil emekçi halka ve savunmasız insanlara uygulanan yöntemler olacaktır.



Burjuva radikalleşiyor

Türkiye Barolar Birliği'nin hazırladığı terorizm raporunda, radikal İslamcı terör örgütleri içinde burjuva kökenden gelenlerin sayısının arttığı vurgulandı

ANKARA (ANKA) - Türkiye Barolar Birliği (TBB), dünyada ve Türkiye'deki terör, terorizm ve terörist üzerinde yaptığı araştırmayı raporlaştırarak yayımladı. İlginç bulguların yer aldığı rapora göre, Türkiye'de üniversite gençliğinin terör eylemlerinden uzaklaştığı belirtilirken, ''Radikal İslamcı terör örgütleri içinde burjuva kökenden gelenlerin sayısında artış olduğu'' belirtildi. TBB'nin raporunda, ''Yer verdiğimiz araştırmaların gösterdiği gibi, terorizm hiçbir zaman proleterin silahı olmamıştır'' denildi.

Yapılan araştırmalarda ''toplumun orta ve üst kesimlerinin terörle daha içli dışlı olduğu'' kaydedilen Raporda, şu tespit yapıldı: ''Çünkü terörizm, en azından lider kadrolar ve 'tebliğciler' itibarıyla, belli düzeyde eğitim almış, ülkenin ve toplumun koşullarını sorgulayabilecek, 20-30 militandan da ibaret olsa bir topluluğu ölüme götürebilecek liderlik vasıflarına sahip, dış destek unsurlarıyla irtibat kurabilecek, biraz da olsa siyaset yapabilecek insanlara gerek duymaktadır.''

Radikal İslami terörün hedef kitlesinin düşük eğitim düzeyliler olduğuna dikkat çekilen raporda, ''her ırktan, ulustan, ülkeden terörist çıkabileceği, ancak terorizmin sadece belli ülkeler için sürekli olabileceği'' belirtildi. Raporda, ''Bazı ülkeler ırklar, dinler ve uluslar bizatihi terorizmi ve teröristi yaratmasalar bile, o ülkelerin, ulusların, ırkların ve dinlerin özellikleri, konumları, koşulları, tarihleri, terorizmin ve teröristin yaratılması için elverişli bir ortam mı oluşturmaktadır? Düşüncemize göre soru böyle soruluyorsa cevabı evettir'' denildi.

Raporda, ''Ne Yapılmalı'' başlığı ile terörizm konusunda özetle şu önerilerde bulunuldu: ''Anayasanın kuruluş ideolojisi doğrultusunda partiler üstü bir devlet politikası oluşturulmalı. Bu politika milli çıkarlara uygun olmalı. Ülkenin maruz kaldığı tehditlerin şiddetine uygun olarak kontr-terör veya anti-terör dozajı güçlü değişimler planlanmalı. Hiçbir ülke terorizmle mücadele ederken, demokrasi ile temel hak ve özgürlükler kulvarında şampiyonluğa koşamaz, çok fazla tehdide muhatap bir ülkenin asla böyle bir lüksü olamaz. Yasal düzenlemeler, terörle mücadeleyi zaafiyete uğratmayacak, çağdaş evrensel hukuka ters düşmeyecek dille yazılmalıdır."

Cumhuriyet 28.06.2006