Örnek yurttaş yüzbaşı Tekin

"Ulusalcı" bir saadet tablosu: İbrahim Şahin, Korkut Eken ve yüzbaşıcık M.Tekin
Şanlı "Ulusalcı" (şovenist) partimiz, Danıştay katliamında çok renkli "Kızılelma koalisyonunun" içindeki faşist grupların rolünü gizlemek için ordudan atılma yüzbaşı Tekin'i masum ilan etti hatta giderek bir kahraman yarattı. Majestlerinin "İşçi Partisi"nden, Cumhuriyet gazetesine kadar şovenist pisliğe boğazlarına kadar batmış dünün "solcuları" da dahil olmak üzere şovenist-neo-turancı koalisyonun tüm üyeleri, İbrahim Şahin'le, Korkut Eken'in kolundan çıkmayan, el ve eteklerini öpmeye doyamayan ıskartaya çıkarılmış bir faşizan yüzbaşının, yalnızca bu olayla ilgisiz olduğunda değil, her bakımdan örnek bir yurttaş olduğunda da kesin bir mutabakata vardılar. Hatta M.Tekin ismini ortaya atan Polis-Hükümet koalisyonu bile bazı ödünler karşılığında bu tezi kabul etmeye gönüllü olduğunun işaretlerini veriyor, Adalet Bakanı son basın toplantısında "çete veya örgüt" sözlerinin telaffuz etmekten özenle kaçınmıştır. Yüzbaşı Tekin'in tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalması, "Çağdaş" Cumhuriyet gazetesine, "Aydınlık" İşçi Partisi'ne ve "laik" CHP'ye göre bu kişinin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu kanıtladı ve böylece Polis-Hükümet'in "çete ya da örgüt tezleri" kesin olarak çöktü. Faşist Yüzbaşı Tekin'in serbest kalması gerçekte masum olduğunu değil, Polis-Hükümet'in henüz yasalaşmamış yeni TMK'ya göre yürüttüğü hazırlık soruşturmasının tek amacının karşı tarafın kirli çamaşırlarının ucunu biraz göstermekten ibaret olduğunu kanıtlamıştır. Soruşturmanın açık olarak yürütülmesi Tekin'den daha önemli olan faşist bağlantıların kaçması ve delillerin karartılması için gerekli zamanı sağlamıştır. Kaldı ki, Polis-Hükümet bu şarlatanlığa ilk kez başvurmuyor. Sünepe bir savcıya ciddi bir iddianame yerine duygusal bir edebi deneme yazdırarak Şemdinli soruşturmasının başlatılamadan bitirilmesine zemin hazırladılar. Son olayda da telefon görüşmelerinin veya evlerde bulunan yayınların kişileri suçlamak için mevcut TMK çerçevesinde yeterli delil teşkil etmediğini Polis-Hükümet de çok iyi biliyordu, ancak soruşturmayı bu tip yüzeysel delillerle terör örgütü yaratmaya imkan veren çıkmamış TMK'ya göre yürütmeyi kasten tercih etmiştir. Böylece hem laiklik-çağdaşlık-aydınlık iddiasında olan karşı tarafa istendiğinde tüm pisliklerini ortaya dökebileceği mesajı fazla ileri gitmeden verilmiş, hem de yeni yasa fiilen yürürlüğe sokulmuş oldu.
Polis-Hükümet tarafından basına yaygın olarak servis edilen bu yüzeysel bilgi ve karineler, her ne kadar özellikle sözkonusu kişileri mahkum edecek bir iddianame hazırlamaya yetmeyecek düzeyde tutulmuş olsa bile, emekçi halkın gözünde bu kişilerin ne idüğü hakkında hüküm vermeye fazlasıyla yeterlidir. Bu şebekenin Akın Birdal'a girişilen suikasttaki düzenleyen aynı bağlantılardan oluştuğu kesin olarak görülmüştür. Bir tablo ortaya çıkmaktadır: Mao'nun "gerilla balıksa halk denizdir" tezini hatırlacak biçimde "faşist katiller balıksa, Şovenist ("ulusalcı") hareket denizdir" diyebilecek durumdayız. "Aydınlanma ve laikliğin biricik koruyucusu" Cumhuriyet gazetesi yönetimi, "İşçi Partisi" gibi odaklar ise, bir ucu da kendilerine uzanan şovenist kanserin bu metastazını telaşla gizlemeye çalışarak, halkı enayi yerine koymada ve uyutulacak koyunlar olarak görmede mukaddesatçı rakiplerinden hiç de geri kalmaya niyetli olmadıklarını bir kez daha kanıtlamış oldular.
devam edecek...

<< Home